2017'de Galata Kulesi'nin altındaki bir kahvenin üst katında, Cuma akşamı toplanan beş kişi vardı. Hepsi Beyoğlu'nu farklı kalemden yazan insanlardı: bir mimar, iki gazeteci, bir akademisyen ve Selim Bey. O akşam konu, mahallenin hikâyesini anlatmanın iyi yolunun bir kalabalık önünde mikrofonla mı, yoksa dört kişilik bir grupla bir bardak çay arasında mı olduğuydu. Tartışma uzadı; sonunda Selim Bey çantasından eski bir defter çıkardı, "ben kendi yöntemimle bir şey deneyeceğim" dedi. Sessiz Koridorlar o defterden çıktı.
Niçin küçük grup?
Çünkü bir mahalle anlatımı, ses tonu kadar göz teması ister. On beş kişilik bir gruba söylenen şey kalabalık önünde verilen bir konferanstır; dört kişiye söylenen şey ise sohbete daha yakındır. İkisi de iyidir, ama bu yürüyüş ikincisini seçti. Üç saat içinde her katılımcı en az iki kez konuşur, üç ya da dört kez soru sorar. Selim Bey'in kendisi de bu yüzden çok dinler.
Niçin sadece Cumartesi sabahları?
Çünkü Beyoğlu'nun en sessiz olduğu zaman dilimi Cumartesi 09.30 ile 12.30 arasıdır. Cuma akşamından dağılmış sokakların temizlik kamyonları daha yeni geçmiştir; Cumartesi akşamının kalabalığı henüz toplanmamıştır. Bu üç saat, mahallenin kendi temposunda olduğu üç saattir. Yürüyüşü buna göre kurguluyoruz.
Niçin az fotoğraf?
Çünkü fotoğraf çekmek, bir yere bakmanın yerine geçer. Yürüyüş sırasında telefonunuzu çantada bırakmanızı önermiyoruz; ama sokakla aranıza ekran koymadan birkaç saat geçirmenin de bir değeri var. Selim Bey'in kendi fotoğraf arşivinden zaman zaman küçük baskılar gösteriyor: 1958'de Galata, 1971'de Cihangir, 1994'te Sahne Sokak. Yeni bir fotoğraf eklemek yerine eski olana yakından bakmak.
Niçin "sessiz koridorlar"?
Çünkü Beyoğlu, yan sokakları içinde konuşan bir mahalledir. İstiklal Caddesi'nin gürültüsünden iki adım yana çıktığınızda — Sahne Sokak'a, Olivya Geçidi'ne, Tomtom Kaptan'a — şehir bir başka tonla konuşmaya başlar. Bu tona "sessiz" diyoruz; aslında sessiz değildir, sadece daha alçak sestir.
Üç söz
- Anlatım merkezde. Yürüyüş, bir görme egzersizi kadar bir dinleme egzersizidir.
- Az fotoğraf, çok söz. Üç saatte birkaç fotoğraf alın; gerisi konuşmaya kalsın.
- Aceleye yer yok. Kimse bir noktaya yetişmek için yürümüyor; bir konuyu tamamlamak için duruyoruz.
Ne yapmıyoruz
Otobüslü tur düzenlemiyoruz. On beş kişiyle aynı anda yürümüyoruz. Yemek dahil edilmiş paketler satmıyoruz; sadece bir çay molası veriyoruz. Müze girişi düzenlemiyoruz, çünkü yürüyüş açık havadadır. Yağmurda iptal etmiyoruz; sadece içerideki duraklara biraz daha ağırlık veriyoruz.